Eğitim-Bir-Sen'den ''Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı'' Raporu

26.04.2021 - Pazartesi 11:46

Eğitim-Bir-Sen 1 Nolu Şube Başkanı Şaban CEYLAN, Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezi tarafından hazırlanan ''Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı'' Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı.

Eğitim-Bir-Sen Tokat 1 Nolu Şube Başkanı Şaban Ceylan, salgın sürecinde eşitsizliklerin daha da derinleştiğini ifade ederek, “bir yılı aşkın bir süredir devam eden ve hayatın her alanını  etkisi altına alan koronavirüs salgını sürecinde yaşanan öğrenme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla hazırladığımız raporun öncelikle, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin öğrenme kayıplarının telafi edilmesine, eşitsizliklerin en aza indirilmesine yönelik etkin politikaların geliştirilmesine hizmet etmesi temenni ediyorum. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve eşitsizlikleri azaltmak için paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir” dedi.

Ceylan, 16 sorudan oluşan veri toplama aracının, Türkiye genelinde online anket tekniği ile (İBBS) Düzey 1 bölgesinde devlet okulunda çalışan 14 bin 943 öğretmene uygulandığını, 6 sorunun öğretmenlerin profilini, 10 sorunun ise salgın sürecinde verilen uzaktan eğitimde öğretmenlerin müfredatı takip etme, öğrencilerin öğrenme kayıpları düzeyi ile öğrenme kayıplarını telafi etmek için neler yapılması gerektiğine ilişkin olduğunu söyledi.

Öğrencilerin üçte ikisi canlı dersleri takip edememiş, dersleri takip edenlerin üçte ikisi ise cep telefonuyla dersleri takip edebilmiş

Türkiye’de uzaktan eğitim sürecinde teknolojik imkânları yetersiz olduğu için öğrencilerin derslere bağlanamadığını ya da dersleri takip edemediğini dile getiren Ceylan, “Türkiye İstatistik Kurumu 2020 verilerine göre hanelerin yüzde 16,7’sinde masaüstü bilgisayar, yüzde 36,4’ünde taşınabilir bilgisayar, yüzde 22,4’ünde ise tablet bilgisayar bulunmaktadır. Bu dijital araçların aynı evde olma oranlarının yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre öğrencilerin üçte ikisi canlı dersleri takip edememiş, dersleri takip edenlerin üçte ikisi ise cep telefonuyla dersleri takip edebilmiştir. Dersleri yeterince takip edemeyen çocukların okulla bağları azalmakta ve ciddi bir öğrenme kaybı yaşanmaktadır. Öğrencilerin öğrenme kayıplarının düzeyinin tespit edilmesi ve öğrenme kaybını telafi etmek için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Sağlanan destekler yetersiz

Türkiye’nin ise salgının başladığı dönemden bugüne kadar okulları açık tutmayı bir politik öncelik olarak tanımla-madığını, salgın sürecinde okullarını en uzun süre kapalı tutan OECD ve  Avrupa ülkelerinin başında yer aldığını ifade eden Ceylan, “Türkiye, bu süreçte, TRT ile iş birliği yaparak uzaktan eğitim materyalleri hazırlamış, Mobil EBA Destek noktası uygulamasını hayata geçirmiş, 500 bin tablet dağıtımını gerçekleştirmiş, GSM operatörleriyle iş birliği yaparak öğrencilere ücretsiz 8 GB’ye kadar internet erişimi sağlamıştır.  Ancak sağlanan bu destekler yetersizdir. Okulların kapalı olduğu dönemde öğretmenlerin yüzde 52’si her gün ders yaptığını, yüzde 31’i haftada birkaç gün ders yaptığını, yüzde 5’i haftada bir gün ve yüzde 3’ü birkaç haftada bir gün ders yaptığını, yüzde 9’u ise canlı ders yapmadığını ifade etmiştir. Canlı ders yapan öğretmenlerin yüzde 7’si canlı derslere katılamayan öğrencilerin öğrenme açığını kapatmak için ek canlı ders yaptığını, yüzde 20’si ödev verdiğini, yüzde 60’ı derslerle ilgili doküman gönderdiğini, yüzde 9’u bu konuda bir şey yapamadığını ifade etmiştir.

Öğrenciler teknolojiye erişimde güçlük çekmektedir

Katılımcıların uzaktan eğitimde yaşadıkları en büyük zorluklara da değinen Ceylan, “Yüzde 74’ü öğrencilerin teknolojiye erişim güçlüğü olduğunu, yüzde 47’si evden çalışmanın getirdiği stres ve iş yükünü, yüzde 46’sı evde kaliteli internet hizmeti eksikliğini, yüzde 41’i teknik cihaz eksikliğini (dersler için web cam, bilgisayar vb.), yüzde 40’ı canlı ders platformu altyapısının yetersizliğini, yüzde 39’u öğrencinin dijital okuryazarlığının yetersizliğini, yüzde 38’i müfredatı uzaktan eğitime adapte etmeyi, yüzde 34’ü dönüt vermeyi, yüzde 29’u uzaktan öğrenme için öğretim materyali hazırlamayı, yüzde 20’si uzaktan eğitim ile ilgili yeterli bilgi ve deneyime sahip olmamayı ifade etmiştir.

Öğretmenlerin yaklaşık dörtte biri yüzde 90’dan daha fazla oranda öğrencinin derslere katıldığını, her üç öğretmenden biri yüzde 50 ve üzeri öğrencisinin herhangi bir uzaktan öğretim etkinliğine katılmadığını kaydetmiştir.

Katılımcı öğretmenlere göre öğrencilerin dersleri düzenli takip etmemesinin nedenleri şu şekildedir: Öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinin uzaması sebebiyle ciddi motivasyon kaybı içinde olması (yüzde 57,5), ebeveynlerinin çocuklara dijital öğrenme ortamında yardımcı olamaması (yüzde 44,6), ailelerin çocuklara yeterince destek olmaması (yüzde 40,2), sınav ya da not gibi ölçme değerlendirmenin yapılmaması (yüzde 38,0), öğrencilerin akranlarından uzak olmasıyla sosyal ve psikolojik olarak olumsuz etkilenmesi (yüzde 36,6), ailesinin çalışması sebebiyle destek eksikliği (yüzde 29,9), sessiz çalışma ve öğrenme ortamının olmaması (yüzde 26,7). Bu veriler, ailelerin teknolojik, fiziki ve sosyo-kültürel imkânlarının çocukların uzaktan eğitime erişmelerinin üzerindeki en temel unsur olduğunu ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

Eğitimde eşitsizlikler salgın sürecinde daha da derinleşmiştir

Ceylan, öğretmenlerin yüzde 41,6’sının tanımlı müfredatı tamamladığını, yüzde 34,5’inin müfredatın çoğunu tamamladığını, yüzde 19,9’unun öğrencilerin dersleri düzenli takip edememesi sebebiyle müfredatı tamamlamada zorluk yaşadığından  çok az öğrencimiz dersleri düzenli takip etme  ve müfredatı öğrenme imkânına sahip iken, diğer taraftan oldukça büyük oranda öğrenci dersleri düzenli takip edemediğinden müfredatı öğrenme imkânından yoksun kalmıştır.  Bu ise eğitimde eşitsizliklerin salgın sürecinde daha da derinleştiğini açık bir şekilde göz önüne sermektedir

Öğrenme kayıplarının telafisi için iyi bir planlama yapılmalıdır

Öğretmenlerin çoğu yüz yüze telafi eğitimi verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Katılımcılar, en yüksek düzeyde öğrenme kaybının ilkokul 1. sınıf (yüzde 69,1), lise 4. sınıf (yüzde 43,9) ve ortaokul 4. sınıf (yüzde 43) öğrencilerinde yaşandığını belirtmiştir. Katılımcılar, en az düzeyde öğrenme kaybı yaşayan sınıf düzeylerini ise ilkokul 3. sınıf (yüzde 15,8), ortaokul 2. sınıf (yüzde 18,5), lise 2. sınıf (yüzde 20,2) ve ortaokul 3. sınıf (yüzde 20,4) olarak tanımlamıştır.

Öneriler

Şaban Ceylan, raporda yer alan önerilerden bazılarını şöyle sıraladı:

-“Çocukların fiziki ve zihinsel olarak daha sağlıklı ve refah içinde büyümelerini sağlamak için,  akranları ile birlikte okul ve sınıf ortamında olmaları önemlidir. Bunun için gerekli tüm sağlık ve güvenlik önlemleri alınmalı ve en temel politik öncelik olarak okulların yüz yüze eğitime devam etmesi sağlanmalıdır.

-Öğretmenleri ve diğer okul personelini aşılamak, okulları güvenli bir şekilde açmak için önemlidir. Eğitim çalışanlarını öncelikli olarak aşılamanın enfeksiyon riskini sadece onlar için değil, toplumun tüm kesimleri için azaltacağı da dikkate alınmalıdır. Eğitim çalışanlarının bir an önce aşılanması, yüz yüze eğitimin yeniden normalleşmesinin yanı sıra, bir yıldır okuldan uzak kalan öğrencilerimizin en çok ihtiyaç duydukları eğitimin sosyalleştirme işlevinin geri dönüşüne en fazla katkıda bulunacak kritik bir karar olacaktır.

 

-Okulları açmak ve okulların açık kalmasını sağlamak, öğrencilerin daha fazla kayıp yaşamasını önler. Ortada bir yılını kaybetmiş milyonlarca öğrencinin olduğu dikkate alındığında öğrenme kaybıyla mücadele için günü kurtarmak yerine, proaktif ve etkin stratejiler geliştirilmelidir. Öğrencilerin öğrenme kaybını gidermek için elimizde sihirli bir değnek bulunmamaktadır. Öğrenme kaybını tespit çalışmalarına ivedilikle başlanmalıdır. Öğrenme kaybını gidermek için millî bir seferberlik başlatılmalıdır.

-Öğretmenlerin büyük çoğunluğu farklı zaman dilimini ve yöntemini önerse de öğrencilerin öğrenme kayıplarını telafi etmek için bir çalışma yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Farklı ülkelerde öğrenme kayıplarını gidermek için yapılan uygulamalar dikkate alınarak, online telafi eğitimi programı bir an önce başlatılmalıdır. Bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyi göz önünde bulundurularak, okul, ilçe hatta şehir olarak benzer düzeyde olanların katılacağı telafi programları düzenlenmelidir. Benzer bir yöntem ile benzer bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyine sahip öğrencilerin aynı okulda ya da yakın okullarda telafi programlarına katılması sağlanmalıdır. Öğrenme kaybı yaşayan öğrencilerin mevcut müfredatı takip etmesi makul değildir. Telafi uygulamasında olmazsa olmaz temel kazanımları içeren bir müfredat planlaması yapılmalıdır.

-Salgın sürecinde eşitsizlikler daha da derinleşmiş, sosyo-ekonomik düzeye göre öğrenciler arasındaki farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve eşitsizlikleri azaltmak için paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir.”

HABER MERKEZİ

YORUM YAZ
Tokat Duvar Kağıdı
YAZARLAR